BİR DİRENİŞ DESTANI: 

3 TEMMUZ FENERBAHÇE

BİR DİRENİŞ DESTANI: 3 TEMMUZ VE FENERBAHÇE

Şampiyonluk Gecesi ve Puslu Sabah

22 Mayıs 2011 gecesi Sivas'ta çalınan son düdükle gelen 18. şampiyonluk, Fenerbahçe tarihinin en tertemiz ve en zorlu zaferlerinden biriydi. Sokaklar sarı-lacivert bayraklarla donanmışken, 3 Temmuz 2011 sabahı Türk futbolu, sabahın ilk ışıklarıyla başlayan bir operasyonla sarsıldı. Aziz Yıldırım ve arkadaşları gözaltına alınırken, asıl hedefin sadece kişiler değil, koca bir çınar olan Fenerbahçe Spor Kulübü olduğu kısa sürede anlaşıldı.

Metris Duvarları ve Eğilmeyen Bir Baş

Aziz Yıldırım, özgürlüğünden mahrum bırakıldığı o günlerde bile tek bir şeyi düşündü: Fenerbahçe'nin onuru. Dört duvar arasından yükselen sesi, dışarıdaki milyonlara umut oldu. O günlerde söylenen şu söz, mücadelenin parolasını belirledi:

"Beni buradan ancak ölü olarak çıkarabilirler, ama Fenerbahçe'yi kimseye yedirmem!"

"Ne Şikesi, Memleket Elden Gidiyor!"

Davanın ilk duruşmaları başladığında, Aziz Yıldırım mahkeme salonunda tarihe geçecek o sarsılmaz tespiti yaptı. Yaşananların sadece bir futbol davası olmadığını, çok daha derin bir operasyonun parçası olduğunu şu sözlerle haykırdı:

"Ne şikesi? Memleket elden gidiyor! Fenerbahçe son kaledir, teslim olmayacak."

Bu cümle, o günlerde tam anlaşılamasa da, yıllar sonra Türkiye'nin karşısına çıkan karanlık yapıların deşifre olmasında en büyük uyarı fişeği oldu.

Bir Milyon Taraftar, Tek Bir Yürek

3 Temmuz sadece bir dava değil, bir halk hareketine dönüştü. Bağdat Caddesi'nden Çağlayan Adliyesi'ne, Metris önünden Boğaz Köprüsü'ne kadar milyonlarca Fenerbahçeli; yağmurda, çamurda ve gaz bulutları altında başkanının arkasında durdu. Aziz Yıldırım'ın Metris'ten gönderdiği mesaj, bu bağın simgesiydi:

"Bizimki sadece bir sevda değil, bir hakikat kavgasıdır."

Geri Dönüş ve Adalet Mücadelesi

3 Temmuz 2012 günü Aziz Yıldırım'ın tahliyesiyle birlikte Kadıköy'de bir bayram havası esti. Ancak o, sevincini yaşamak yerine hemen mücadeleye devam etti. İlk sözü yine camiasına olan sarsılmaz sadakatiydi:

"Dar ağacında olsak bile son sözümüz Fenerbahçe!"

Alın Akıyla Gelen Zafer
Yıllar süren hukuk savaşının ardından Aziz Yıldırım ve Fenerbahçe, "Kumpas" olduğu kanıtlanan bu davadan alnının akıyla çıktı. 3 Temmuz, Fenerbahçe tarihine bir mağduriyet hikayesi olarak değil; bir camianın başkanına, başkanın da camiasına sahip çıktığı, tarihin gördüğü en büyük "Sivil Direniş" olarak geçti.
"Fenerbahçe, 3 Temmuz'da sadece kendini değil, Türkiye'yi savundu."