Aziz Yıldırım'ın yaptıkları yapacaklarının teminatıdır.

06.05.2026

Aziz Yıldırım 1998 tarihinde Fenerbahçe'mize başkan olduğunda, kulübün sahibi olduğu herhangi bir gayrimenkul yoktu. Üst kullanım hakkı bize verilmiş olan iki yer vardı. Biri o dönem Futbol takımının antrenman yaptığı Dereağzı ve yine o dönem kulüp binamızın bulunduğu Fenerbahçe burnundaki yerleşke. Başkanlığının ilk döneminde önce Dereağzı'nda bulunan vakfa ait lunaparkın bulunduğu araziye futbol okulu ve küçük sahayı yaptırdı. Sonrasında kapalı basketbol-voleybol salonu ve boks şube için ayrı bir kapalı salon ile Futbolcular için fitness salonunu yaptırdı. Futbolcu ve teknik ekibin konaklaması için odalar ve soyunma odalarını yaptırdı. İlerleyen yıllarda çok daha modern ve büyük olan Samandra tesislerini yaptırarak Profesyonel futbol takımını oraya taşıdı ve Dereağzı'ndaki tesisleri ise futbol alt yapıyı oluşturarak onların kullanımına bıraktı. O dönem Fenerbahçe müthiş bir yükselişteydi. Ve rakipleri Fenerbahçe'nin bu yükselişini imrenerek izliyordu. Stadın olduğu yerde, maçlar devam ederken yenilenmesi müthiş özverili bir çalışma ve organizasyonu gerektiriyordu. Bu yeni stadı devletten en ufak bir maddi destek almadan, Kulübün ve yöneticilerin kendi imkanlarıyla yapmayı başardı. Aziz Yıldırım günden güne Fenerbahçe'mizi rakiplerin şaşkın bakışları arasında dünya kulüplerinin arasına sokuyordu. Yeni stat bittikten sonra kulüp binasını oraya taşıyarak Faruk Ilgaz tesislerini yaptı. İçinde bir konuk evi ve havuz olan denize sıfır bu tesis Fenerbahçe'mizin taraftarlarının ve üyelerinin bir arada bulunduğu ve sosyalleştiği çok güzel bir tatil köyü gibiydi. Ve bu da bir ilkti.

Fenerbahçe markasının değerini çok iyi bildiği için hem taraftarların erişebileceği hem de kulübe gelir getirebilecek bir projeye imza atarak Fenerium markasını yarattı ve Türkiye'nin dört bir yanına mağazalar açtı. Lisanslı ürün satışlarında kulüp ciddi gelirler elde etmeye başladı.

Aziz Yıldırım Fenerbahçemiz için bunları yaparken türk futbolu için de önemli katkı sağlayacak değişikliklere önderlik yaptı. Havuz sistemi sayesinde, hem Fenerbahçe'nin yayın gelirlerini arttırdı hem de Anadolu kulüplerinin yayın geliri almaya başlaması ile bütçelerinin artmasına ve daha iyi kadrolar kurup tesisler yapmalarına olanak sağladı.

Fenerbahçeliliği yüceltmek ve yaymanın çocuklardan başlaması gerektiğini düşünerek Kayışdağında alınan araziye Fenerbahçe Kolejini kurdu. Bu kolej 2 büyük futbol sahası, kapalı basket-voleybol salonu, 500 kişilik konferans salonu, kapalı havuz ve tek kattan oluşan yatay mimariye sahip muazzam bir anaokulundan oluşmaktaydı. Buradan mezun olacak öğrencilerin kulübe olan bağlılığının önümüzdeki yıllarda Fenerbahçe'mize her alanda katkı sağlayacağını öngeren bir vizyona sahipti. Bu okuldan kar amacı güdülmüyordu.

Amatör branşlara yapılan yatırımlara ek olarak Ülker Arena Kapalı spor salonunu Murat Ülker'in desteğiyle kulübümüze kazandırdı.

Tüm branşlarda sporcularımızın kamp yapabilmesi ve üyelerinde konaklayabilmesi amacıyla Bolu Topuk yaylası ve Ankara İncek tesislerini yaptırdı.

Bu tesisler yapılırken Fenerbahçe finansal açıdan da büyük bir güce ulaşmıştı. Rakiplerimiz borç içerisinde boğuşurken biz yeni yatırımlara devam ediyorduk. Antalya, Şile ve Edirne'de araziler alındı. Stadımızın yanında bulunan Kenan Evren Lisesinin arazisini almak için 3 adet okul yaptırarak devlete bağışladı. FB Tv'yi ve FB radyoyu kurdu. Ulusal kanal lisansı aldı.

Aziz Yıldırım elbette tüm bunları Fenerbahçemizin gücünü ve marka değerini kullanarak yapmıştı. Ancak kendisinin kararlılığı, çağdaş ve vizyoner bakış açısı ile ekip arkadaşlarının desteği olmadan bunların hiçbiri yapılamazdı.

Bu vizyon, bu finansal güç elbette futbol başta olmak üzere tüm branşlarda başarıyı da beraberinde getirdi. Özellikle 3 Temmuz 2011 tarihine kadar Futbol da önemli başarılara ve şampiyonluklara imza attık.

Özellikle 2005 yılından itibaren Paralel devlet yapılanması Fetö terör örgütü, devletin tüm kurumlarına hunharca saldırırken 3 Temmuz 2011 de Fenerbahçe'mize kurduğu kumpas sonrasında sarı lacivert duvar toslamıştır. O zamana kadar belirli çevrelerden yüz bularak pervasızca Türkiye cumhuriyetinin tüm değerlerine saldıran bu terör örgütü ilk defa bir karşı duruş ve tepki ile karşılaşmıştır. Fenerbahçenin bu savaşı, tarihten gelen misyonu, camianın DNA larında bulunan vatanseverlik ile Aziz Yıldırım'ın liderliğinde destanlaşmış, ağır yaralı da çıksak mutlak zaferimizle sonuçlanmıştır. Şüphesiz Aziz Yıldırım'ın, tüm zorluklara ve tutsak edilmesine rağmen dik ve onurlu duruşu bu savaşı kazanmamızda en önemli etken olmuştur.

Aziz Yıdırım'ın 20 yıllık başkanlık dönemini adil bir şekilde değerlendirebilmek için iki bölüme ayırmak gerekir. 3 Temmuz öncesi ve sonrası. 3 Temmuz olmasaydı şüphesiz ki Fenerbahçe Türk futbolunun Bayern Münih'i olacaktı. Aziz Yıldırım'ın 2011 yılına kadar yaptıkları bizi o eşiğe getirmişti. Şimdi durup baktığımızda Aziz Yıldırım'ın bunu tekrardan gerçekleştirmemesi için hiçbir sebep yoktur. 1998 yılındaki Fenerbahçe ile 2026 yılındaki Fenerbahçe'yi karşılaştırırsak geçtiğimiz 8 yılda kaybettiğimiz birçok şeye rağmen yine de daha avantajlı olduğumuz ortadır.

Evet üniversitemiz satılmıştır. 
Evet Kolejimiz yıkılmıştır. 
Evet Ankara İncek tesisleri satılmıştır.
Evet Kayışdağı ve Ataşehir arazileri satılmıştır.
Evet FB Radyo kapatılmıştır. 

Ancak, tüm bu saydıklarımı kimseler hayal bile edemezken sıfırdan yapan Aziz Yıldırım yeniden kulübe kazandırabilecek güce ve vizyona sahiptir.

Fenerbahçe'sini çok seven, başarısızlıklar karşısında içi kan ağlayan ve eski günlerine dönmesini isteyen herkes Aziz Yıldırım'ın bu kulübe başkan olmasını istemelidir.

Çünkü Aziz Yıldırım'ın yaptıkları yapacaklarının teminatıdır.

Share